Adapazarı’ndaki Bosna Şehitliği’nin bize hatırlattıkları

adapazari-bosna-şehitleri-aniti

Adapazarı merkezinde, Bosna Caddesi üzerinde önemli bir yer var; dünyadaki ilk Bosna Şehitliği Anıtı. 1997 yılında, Bosna Hersek’te 1992-1995 yılları arasında yaşanan soykırımın unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla inşa edilen bu anıt, aslında yalnızca Bosna’nın değil, Avrupa’nın ve dünyanın vicdanına tutulmuş bir ayna.

Anıtın kitabelerinden birinde şu cümle yazılı:
“Bu anıt 1992-95 yıllarında Bosna’da bütün dünyanın ve barışın koruyucusu Birleşmiş Milletler güçlerinin gözleri önünde öldürülen yüzbinlerce kadın, çocuk ve yaşlı Bosnalının ve vatanları ve Bosna için canlarını veren asker ve sivil şehitlerin anısına yaptırılmıştır.”

Bugün bu satırları yeniden okumak ve üzerine düşünmek gerekiyor. Çünkü aradan 29 yıl geçtikten sonra Bosna’nın katillerinden biri yeniden dünya gündemine girdi. Srebrenitsa soykırımının baş sorumlularından, ‘Bosna Kasabı’ lakaplı Sırp komutan Ratko Mladić, soykırım suçu ile Lahey’de müebbet hapis cezasını çekerken öldü. Ardından Sırbistan’da kendisine, yani bir savaş ve insanlık suçlusuna resmi cenaze töreni düzenlendi. Binlerce kişi törene katıldı, askeri tören yapıldı, devlet yetkilileri cenazede yer aldı.

Bosna Kasabı lakaplı Sırp savaş suçlusu Ratko Mladić.

Tam da Adapazarı’ndaki o kitabede yazdığı gibi, bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan bir vahşetin sorumlularından biri, yıllar sonra yine dünyanın gözleri önünde sembolik bir ‘kahraman’ gibi gömüldü.

Bosna Savaşı’nın en acı taraflarından biri yalnızca insanların öldürülmesi değildi. Dünyanın bu soykırıma sessiz ve hareketsiz kalmasıydı. Dünya Saraybosna kuşatmasını gördü. Çocukların keskin nişancılar tarafından vurulmasını gördü. Toplu katliamları gördü. Srebrenitsa’da binlerce Boşnak erkeğin ve çocuğun öldürülmesini gördü. Ve Birleşmiş Milletler… Tam da Adapazarı’ndaki kitabede söylendiği gibi, “barışın koruyucusu Birleşmiş Milletler güçleri”… Ama koru(ya)madılar.

Uluslararası mahkemelerce soykırım suçlusu olarak hüküm giyen Mladic’in cenazesi Sırbistan’da resmi bir askeri törenle gerçekleştirildi.

Srebrenitsa’da yaşananlar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da yaşanan en büyük katliamlardan biri olarak tarihe geçti. Mladić ise 2017’de uluslararası mahkeme tarafından soykırım ve diğer ağır suçlardan müebbet hapse mahkûm edildi. Bugün ise aynı dünya, o mahkûmun cenaze törenini izledi. Bir savaş suçlusunun, bir soykırım failinin devlet töreniyle gömülmesine karşı birkaç cılız açıklama dışında uluslararası tepki gelmedi.

Adapazarı’ndaki anıtın asıl anlamı burada… Belki de bugün Bosna Şehitliği’ne gidip kitabelere yeniden bakmak gerekiyor. Çünkü 1997’de yazılan o cümleler, 2026’da hâlâ güncel: “İnsanlık tarihi bu vahşeti elbette silinmez ve unutulmaz şekilde kaydetmiştir.” Peki gerçekten öyle mi?

İnsanlık tarihi kaydetti, mahkemeler kaydetti, tanıklar kaydetti, hayatta kalanlar kaydetti, mezar taşları kaydetti, Srebrenitsa’daki beyaz mermerler kaydetti, Adapazarı’ndaki bu anıt kaydetti. Ama tarih yalnızca kayıt tutmakla yetinmemeli. Hatırlamak, aynı zamanda hesap sormaktır. Aksi halde hafıza, törenlerde okunan birkaç cümleden ibaret kalır.

Bugün Belgrad’da yaşananlar bu yüzden sadece Sırbistan’ın iç meselesi değildir. Çünkü Mladić yalnızca bir general değildi. Uluslararası bir mahkeme tarafından soykırım suçundan mahkûm edilmiş bir savaş suçlusuydu. Şimdi mesele, insanlığın bunu yalnızca kaydetmesi değil. Unutmaması. Ve bir daha hiçbir savaş suçlusunun, hiçbir soykırım failinin kahramanlaştırılmasına izin vermemesi. Adapazarı’ndaki Bosna Şehitliği bize belki de tam olarak bunu söylüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir