Sapanca Gölü, 29,6 metre ile tarihinin en düşük seviyesine indi. Sıcak ve yağışsız havaların etkisiyle bu çekilme her geçen gün devam ediyor. Sakarya ve Kocaeli’nin başlıca içme suyu kaynağı olan gölde yaşanan bu kritik düşüş, hem milyonlarca insanın su güvenliği hem de ekosistem açısından alarm veriyor. Peki bu tablonun sorumlusu ya da Sapanca Gölü’nün kurumasına karşı acilen harekete geçmesi gereken sorumlu kim?

- Çevre Kanunu, bakanlığa sorumluluk yüklüyor
2872 sayılı Çevre Kanunu’na göre göller ve akarsuların korunması Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın temel görevi. Göl çevresindeki imar faaliyetleri, kirlilik riskleri ve ÇED süreçleri bakanlığın onayı ve denetimine tabi. Buna rağmen göl havzasında kaçak yapılaşmalar ve plansız kullanım yıllardır tartışma konusu.
- Tarım ve Orman Bakanlığı ile DSİ
Göl aynı zamanda içme suyu kaynağı olduğu için, Tarım ve Orman Bakanlığı ve onun bağlı kuruluşu Devlet Su İşleri (DSİ) de doğrudan sorumlu.
İçme ve Kullanma Suyu Havzaları Yönetmeliği uyarınca Sapanca çevresinde mutlak, kısa, orta ve uzun mesafeli koruma kuşakları bulunuyor.
Bu alanlarda sanayi, turizm ve yapılaşmaya ilişkin sıkı sınırlamalar var. Ancak uygulamada bu yasakların sık sık ihlal edildiği biliniyor.

- Sakarya Büyükşehir ve SASKİ
Göl suyunun Sakarya’da dağıtımından sorumlu kurum SASKİ. Kaçak kullanımları önlemek, atık deşarjını denetlemek ve havza düzenlemelerini yapmak belediye ve SASKİ’nin görevi. Ancak gölün seviye kaybında SASKİ’nin yeterince sert önlemler alamadığı eleştirileri gündemde.
- Kocaeli Büyükşehir ve İSU
Sapanca’dan yalnızca Sakarya değil, Kocaeli de su çekiyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSU), gölden aldığı suyu İzmit ve çevresine ulaştırıyor. DSİ’nin tahsis izinlerine dayansa da bu çekim, göl seviyesinin düşmesinde önemli bir etken. Uzmanlar, gölün kritik seviyeye gerilediği dönemlerde tahsislerin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

- Sanayi kuruluşları, fabrikalar
Göl çevresinde faaliyet gösteren bazı sanayi kuruluşlarının da doğrudan su çektiği biliniyor. Bu kullanım hem Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği hem de Çevre Kanunu çerçevesinde sınırlı olmak zorunda. Ancak özellikle yaz aylarında yoğunlaşan sanayi çekimleri, göl seviyesini baskılayan faktörler arasında.
- Çok hızlı artan bungalovlar ve turizm baskısı
Son yıllarda göl kıyısında hızla artan bungalov evler de ciddi bir su tüketimi yaratıyor. Yasal olarak imar ve ruhsat yerel belediyelerin sorumluluğunda olsa da, bungalovların çoğunun ruhsatsız ya da plansız olduğu biliniyor. Bu küçük işletmelerin açtığı kuyular ve gölden dolaylı su kullanımları da havzaya ek yük bindiriyor.
- İçme suyu fabrikaları
Sapanca çevresindeki içme suyu dolum tesisleri, gölden dolaylı olarak çekilen suları şişelenerek pazara sunuyor. Bu da ekosistemin sürdürülebilirliği açısından tartışmalı. Yasal mevzuatta izinli olsa bile, gölün 29,6 metreye kadar düşmüş seviyesinde bu çekimlerin devam etmesi, kaynak yönetiminin bütünlüğüne aykırı görülüyor.

- Sayıştay raporu: Gölden çekilen her iki bardak sudan bir bardağı yalnızca biri musluğa ulaşıyor
Sorunun bir diğer boyutu ise dağıtım kayıpları. Sayıştay’ın raporlarına yansıyan verilere göre, Sapanca’dan çekilen suyun yüzde 50’sinden fazlası kayıp-kaçak olarak şebekede kayboluyor. Yani gölden alınan her iki bardak sudan yalnızca biri musluklara ulaşabiliyor. Bu tablo, su yönetiminde ciddi bir verimsizliği işaret ediyor.
- Çoklu sorumluluk ve zayıf denetimler Sapanca Gölü’nü öldürüyor
Sapanca Gölü’nün korunmasında; Bakanlıklar (Çevre, Tarım), DSİ, SASKİ ve İSU, yerel belediyeler ve sanayi kuruluşları sorumlu aktörler konumunda.
Ancak yasal çerçeve geniş olmasına rağmen koordinasyon eksikliği, denetim zaafı ve esnek tahsis politikaları gölü tarihinin en düşük seviyesine taşımış durumda.

Acilen yapılması gereken sorumlu tüm kamu kuruluşlarının entegrasyonu ile su çekimlerinin kısıtlanması, kaçak yapılaşmaya son verilmesi, bungalov ve şişeleme tesislerine sınır getirilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi.
Aksi takdirde Sapanca Gölü’nün sadece hatıralarda kalma riski ile karşı karşıyayız.
