Serdivan Fikir Sanat’a ne oldu?

Serdivan Belediye Başkanı Osman Çelik, göreve geldiği günden bu yana ilçenin ruhuna, “parlayan yıldız” diye anılan Serdivan’a, anlamlı bir dokunuş yapmadı. Yusuf Alemdar’dan aldığı emaneti daha ileri taşıma noktasında ileri bir adım attığı vaki değil. Daha çok kısa videolarla, pratik gibi görünen çözümlerle ve vatandaşla tek taraflı bir monolog kurarak varlığını hissettiriyor. Bu iletişim biçimi, modern belediyeciliğin beklentilerini ne kadar karşılıyor takdir sizlerin…

Osman Çelik’in geçmişine baktığımızda, Ekrem Yüce döneminin BELPAŞ Genel Müdürü olduğunu görüyoruz. Yüce’nin kamuoyunda çokça tartışılan “sütlü, ballı, kabaklı projelerinde” onun da imzası var. Bugün de Serdivan’daki yönetim anlayışına bakınca, ister istemez insanın aklına şu soru geliyor: Acaba Çelik, Yüce’yi örnek mi alıyor?

Serdivan Fikir ve Sanat Akademisi’nin eski logosu.

Fakat bütün bu tartışmalar bir yana, Çelik’in başkan olur olmaz attığı adımlardan en dikkat çekeni, belki de en vahimi, Serdivan’ın fikir ve sanat hafızasına yönelik oldu. Serdivan Fikir Sanat Akademisi’nin adını değiştirerek burayı fiilen kapattı. Evet, bina hâlâ yerinde duruyor, kapılar açık görünüyor. Ama artık o mekân “Serdivan Kültür Sanat” adıyla anılıyor.

Üstelik bir de üzerine, grafik tasarım bölümlerinde “kötü logo” dersinde örnek gösterilecek nitelikte bir logoyla piyasaya sürüldü.

Oysa bilenler bilir, Serdivan Fikir Sanat Akademisi Yusuf Alemdar döneminin yüz akıydı. Anadolu’da fikir ve sanat adına kurulmuş en özgün mekânlardan biriydi. Güçlü bir mutfağı vardı, programları seçkindi. Türkiye’nin farklı şehirlerinde dinlenmesi neredeyse imkânsız olan fikir ve sanat insanları burada kürsüye çıkıyor, üniversite öğrencilerinden akademisyenlere, sanatkarlardan araştırmacılara kadar herkes o etkinliklerden besleniyordu.

Kütüphanesi ayrı bir hazineydi. Sıradan bir belediye kütüphanesi değil, araştırma kütüphanesi olarak tasarlanmıştı. Kitaplar seçkin, güncel, rafineydi. Lisans, yüksek lisans, doktora düzeyinde çalışmalara hitap ediyordu. Akademik dünyanın kapısı Serdivan’da aralanmıştı.

Bugün ise o misyon yok edildi. İçerik boşaltıldı, hafıza silindi. Bu hamlede açıkça bir hınç seziliyor. Çünkü başka nasıl açıklanabilir? Eğer daha iyisini ortaya koyamıyorsanız, var olanı neden bozarsınız?

Türkiye’de akademik çalışmalar yürüten pek çok isim, Sakarya denince SerdivanFikir Sanat’ı hatırlardı. Şimdi bu hatıra da silikleşiyor. Oysa yapılan hizmet, iz bırakmıştı. Onu izleriyle, mekânıyla, kitaplarıyla, konferanslarıyla yaşatan bir belediye geleneği vardı.

Buradan çağrımı yineliyorum: Serdivan Fikir Sanat ile yolu kesişmiş herkese…

Yerel medya mensuplarına, Sakarya’daki iki üniversitenin hocalarına, öğrencilerine… O kütüphanenin müdavimlerine… Haftalarca o sandalyelerde ders dinleyen dostlara… Atölyeleri, konferansları takip eden herkese…

Serdivan Fikir ve Sanat Akademisi’ne ne oldu?

Güzel olanın tüketilmesine sessiz mi kalacağız?