Sakarya’nın yıllardır çözemediği temel meselelerden biri, sahici bir kültür merkezinin yokluğu. Adı var, kendisi yok denebilecek bu boşluğun merkezinde ise kuşkusuz AKM duruyor. Mevcut haliyle AKM, bu ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzak.
Zeki Toçoğlu döneminde özelleştirilen AKM, o günden sonra yavaş yavaş kültür merkezi kimliğini kaybetmeye başladı. Sinema salonları değerini yitirdi, mekânlar nitelikli bir anlayışla işletilemedi. Kültürün süreklilik, vizyon ve istikrar gerektiren yapısı; günübirlik tercihlere, ticari reflekslere kurban edildi.

Ekrem Yüce döneminde ise tablo daha da karmaşıklaştı. AKM’nin bir bölümünün düğün salonuna dönüştürülmesi, içeride niteliksiz işletmelerin açılması—hatta “neden burada?” sorusunu sorduran bir dönerci—bu yapının şehirle kurduğu kültürel bağı iyice kopardı. AKM, adım adım Sakarya’nın kültür hayatından uzaklaştı.
Bu süreçte merkezin en işlevsel alanı, tartışmasız biçimde tiyatro–konferans salonu oldu. Teknik yeterliliği her zaman tartışma konusu olsa da, çok amaçlı yapısıyla yıllarca çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yaptı. Belki ideal değildi ama eldeki imkânlarla şehre nefes aldıran nadir alanlardan biri olarak görevini sürdürdü.
Bugün AKM yenileniyor. Bu başlı başına önemli bir adım. Göreve gelir gelmez AKM’yi gündemine alan Yusuf Alemdar’ı bu noktada tebrik etmek gerekir. Tadilatın, basit bir fiziki yenilemenin ötesine geçip AKM’yi gerçek anlamda bir kültür merkezi kimliğine kavuşturması en büyük temennimiz. Çünkü mesele boya, koltuk ya da cephe meselesi değil; mesele zihniyet.

Benzer bir hikâye AFA için de geçerli. Zeki Toçoğlu döneminde, “yerine daha iyisi yapılacak” düşüncesiyle yıkıldı. Projeler çizildi, hayaller kuruldu; ancak maliyet endişeleri her şeyin önüne geçti. Ekrem Yüce döneminde de sık sık gündeme geldi ama somut bir adım atılamadı. Son olarak Yusuf Alemdar bu meseleyi yeniden masaya koydu. Şimdi bekleyip göreceğiz.
AFA, çok fonksiyonlu bir merkez değildi belki ama salonuyla yıllarca şehre hizmet etti. Şimdi o da yok. Yerine yapılacak yeni yapıyı, bu yüzden yalnızca merakla değil, ciddi bir beklentiyle bekliyoruz.

Bugün Orhangazi Kültür Merkezi, Serdivan Kültür Merkezi ve Sakarya Üniversitesi salonları aktif olarak kullanılıyor. Ancak ne yazık ki bu şehirde hâlâ sahici bir tiyatro salonu yok. Yüksek kapasiteli, akustik olarak güçlü bir konser salonu yok. Bir fuar merkezi yok. Kısacası Sakarya’nın, adına yakışır bir kültür-sanat merkezi yok.
Belki de asıl soru şu: Günümüzde özel ya da kamusal ölçekte güçlü bir kültür iradesi var mı? Bu da ayrıca tartışılması gereken bir mesele. Mekân yokluğu kadar, niyet ve vizyon eksikliği de bu boşluğu derinleştiriyor.
Sakarya’nın ihtiyacı yalnızca yeni binalar değil; kültürü önceleyen, sanatı bir lüks değil zorunluluk olarak gören bütüncül bir anlayış. AKM ve AFA bu açıdan yalnızca yapılar değil, bir zihniyet sınavı. Sonucu ise şehrin kültürel geleceğini belirleyecek.
